Yazar ve dans/hareket terapisti Michal Bardavid, bedenle temas eden yaklaşımı, psikoloji temelli çalışmaları ve hikâye anlatıcılığıyla öz-değer kavramına yeni bir perspektif sunuyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde verdiği derslerden bireysel dönüşüm süreçlerine uzanan yolculuğunda, kendini sevmenin yalnızca bir düşünce değil, her gün yapılan seçimlerle inşa edilen bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. Becoming a Peacock adlı kitabıyla, okuru içindeki değeri hatırlamaya davet eden Bardavid; kişisel deneyimlerini, terapötik içgörüleri ve gerçek hayat hikâyelerini bir araya getirerek güçlü bir içsel dönüşüm rehberi sunuyor. Bu röportajda, öz-sevgi, sınırlar, seçimler ve “inner peacock” (içindeki tavus kuşu) metaforunun ardındaki derin anlamları tüm açıklığıyla konuşuyoruz.
📌 “Becoming a Peacock” fikri nasıl doğdu? Seni yazmaya iten duygu neydi?
Aslında yıllardır Boğaziçi Üniversitesi’nde dans terapisi temelli bir ders veriyorum ve her dönem, konu ne olursa olsun, her şeyin öz-sevgiye bağlandığını gördüm. Bir noktada “Kimse bize kendimizi sevmeyi öğretmedi” farkındalığı bende çok derin bir yer açtı. Hem kendi hayatımdaki kırılmalar hem de öğrencilerimin dönüşümleri beni bu kitabı yazmaya itti. Daha çok kişiye dokunabilmeyi diledim.
Michal Bardavid: “Bir Peacock Kendini Saklamaz; Sahip Olduğu Güzelliğini Bilir”
📌 Neden Peacock metaforu?
Tavus kuşu benim için kendinin farkında olma, görünmekten korkmama ve değerini sahiplenme hali. Bir peacock kendini saklamaz; sahip olduğu güzelliğini bilir. Ama başkalarıyla yarışmaz; sadece kendisi olur. İnsanların da içlerindeki bu tarafı yeniden hatırlayabilmesini istedim.
📌 Kitabını “story-infused guide to self-worth” yani “hikâye yüklü kendine değer verme rehberi” olarak tanımlıyorsun. Bu yaklaşımı tercih etmen neden?
Çünkü hikâyeler dokunur. Ders verir gibi konuşmak yerine, kendi hayatımdan gerçek anları paylaştığımda insanların çok daha hızlı farkındalık yaşadığını gördüm. Kitaptaki 34 seçimin her birinin arkasında, benim zamanında yapamadığım bir seçim var. Okurun kendini bu hikâyelerde bulmasını amaçladım.
📌 Okur kitap boyunca hangi içsel yolculuklardan geçiyor?
Hepsi var: Kendine güvenmek, sınır koyabilmek, yeniden doğmak, kendi değerini dış faktörlerden ayırabilmek… Ama en temelde şu yolculuk var:
“Ben zaten değerliyim” bilincini hatırlamak.
Michal Bardavid: “Kendini sevip sevmediğini anlamanın en kolay yolu, seçimlerine bakmak.
📌 Okurların en çok zorlandığı noktalar neler? Sen nasıl aştın?
En büyük zorluk, kendi değerini bir ilişkiye, işe ya da başarıya bağlama hali. Ben de yıllar önce bunu yaptığımı fark ettim. Terapide ve dans terapisinde şunu öğrendim: Kendini sevip sevmediğini anlamanın en kolay yolu, seçimlerine bakmak. Sana değer veren seçimler mi yapıyorsun, yoksa kendinden mi vazgeçiyorsun?
📌 Öz-sevgiyi tutarlı bir yaşam biçimine çevirmek isteyenlere önerin?
Küçük seçimlerle başlamak: Mola vermek, bedenine iyi davranmak, “hayır” diyebilmek, kırmızı bayrakları görmek… Ve en önemlisi: Kendine şefkat göstermek.
📌 Paylaştığın en kırılgan deneyim neydi?
Fiziksel olarak sınırlarımın zorlandığı, benim için travmatik bir anı paylaşıyorum. Bunu detaylara girmeden, ama duygusunu saklamadan yazdım. Yazmak çok zordu ama birçok kadının benzer şeyler yaşadığını gördüğümde “iyi ki anlatmışım” dedim.
Michal Bardavid: “Değerini asla bir role, bir kişiye ya da bir statüye bağlama”
📌 En dönüştürücü anlarından biri hangisiydi?
İşimi ya da bir ilişkiyi kaybettiğimde kendimi değersiz hissettiğim dönemler… O çöküş anları bana şunu öğretti: Değerini asla bir role, bir kişiye ya da bir statüye bağlama.
📌 Kitabı yazmak senin için de bir terapi miydi?
Asıl amacım başkalarına dokunmaktı ama yan etkisi olarak gerçekten iyileştirici bir süreç oldu. Yazarken hem boşaldım hem de yeni farkındalıklar yaşadım.
📌 En çarpıcı okur yorumu neydi?
Bir arkadaşım “Kızıma okutmak için sabırsızlanıyorum” dedi. Bu beni çok etkiledi. Çünkü kitabı yazarken en çok kızımı düşünüyordum: Kendini seven, kendine değer veren bir genç kız yetiştirmek istiyorum.
📌 “Inner peacock” metaforuna verilen en güzel tepki neydi?
Okurlar kendi seçimlerine bakmaya başlıyor. “Ben de içimdeki Peacock’u fark ettim” demeleri beni çok duygulandırıyor.
📌 Kitap kimlere hitap ediyor?
Herkese. Genç yaşta doğru seçimler yapmak isteyenlere de, hayatının ortasında kendini yeniden tanımlayanlara da… Herkes kendi yaşına göre farklı bir mesaj alabilir.
📌 “Kendini beğenmek” ve “kendini sevmek” arasındaki farkı da kitabında çok vurguluyorsun…
Evet, çünkü aynı şey değil. Kendini beğenmek; “güzelsin, akıllısın, pozitif bir insansın” gibi daha çok dışarıdan yapılan bir değerlendirme. Ama kendini sevmek, “Ben kendime nasıl davranıyorum?” sorusuyla ilgili.
Ben de bir gün durup fark ettim ki: “Benim seçimlerim, kendine değer veren birinin yapacağı seçimler değil.” Yıllar önce terapistimin bana söylemek istediği ama söyleyemediği şey şuydu: “Sen kendini seviyor olsaydın, sana böyle davranan biriyle kalmazdın.”
Hak etmediğimiz davranışlara maruz kaldığımızı bildiğimiz halde bir ilişki, iş ya da durumun içinde kalmayı seçiyorsak, aslında kendimize sevgiyle yaklaştığımız bir yerde değiliz.
📌 Peki kendini gerçekten sevmeyi nasıl başarabiliriz?
Bu çok güzel bir soru ve kitapta insanların bunu en pratik şekilde anlamasını hedefledim. Ben şöyle yaklaşıyorum: Kendini seven bir kişinin sevip sevmediğini anlamasının en kolay yolu seçimlerine bakmak. Çünkü günün her anı seçimlerle dolu.
Basit şeyler bile—“Bugün yeterince su içtim mi?”, “Kendime bir mola verdim mi?”—birer seçimdir. Daha derin olanlar ise şunlar:
“Nasıl biriyle beraber olmak istiyorum?”,
“Nasıl biriyle beraber oluyorum?”,
“İlişkilerim nasıl?”,
“İç sesim bana nasıl konuşuyor?”,
“Hayır diyebiliyor muyum?”,
“Başarısızlıkla nasıl baş ediyorum?”
📌 O halde kendine değer vermek isteyen biri nereden başlamalı?
“Kendimi daha iyi hissetmek için bugün hangi farklı seçimi yapabilirim?” diye bakabilir. Bu, günlük bir mola vermek gibi küçük bir şey de olabilir; bana iyi gelmeyen bir ilişkiden çıkmak kadar büyük bir karar da. Çünkü beraber olduğumuz kişi mutluluk düzeyimizi en çok etkileyen faktörlerden biri. İster kısa bir ilişki olsun ister evlilik… Beraber olduğumuz kişi bizi çok etkiliyor.
Michal Bardavid: “Uçalım ama ayaklarımız yere bassın.”
📌 Gazetecilik, dans/hareket terapisi ve psikoloji geçmişin kitabı nasıl etkiledi?
Dans terapisi beni bedenle ve duygularla temas ettiriyor; gazetecilik ise hayatın gerçekleriyle. Amacım bu ikisini birleştirmekti. Yin ve yang gibi… Uçalım ama ayaklarımız yere bassın. Aşk diye düşündüğümüz şey bazen ayaklarımızı yerden kesiyor ama o zaman gerçeklerden de kopabiliyoruz. Ben hem uçalım hem de gerçekleri görelim istiyorum.
📌 Bir sonraki kitabın teması ne olur?
Daha çok pişmem lazım ama ileride, kendi hatalarımı da içeren bir Becoming a Peacock Parent kitabı olabilir. Bir de tavus kuşu ana karakterli bir çocuk kitabı serisi hayalim var.
📌 Okurlara tek bir mesajın?
Hiçbir şeye bağlı olmadan: “Zaten değerlisin. Zaten güzelsin.”
Bunu hatırlamak senin seçimin.
📌 Sence toplumda neden bu kadar “uyum sağlama, hayır diyememe” eğilimi var?
Bence bunun bir kısmı kültürel. Bazı değerlerimiz çok güzel ama bazen yanlış yerlere evriliyor. “Sevdiklerine saygı” çok kıymetli bir değer; ama bu, kendi ihtiyaçlarını yok saymak anlamına gelmemeli. Biz toplum olarak “hayır” demekte zorlanıyoruz. Sırf karşı tarafı kırmamak için kendimizden vazgeçiyoruz. Bu denge kurulamadığında öz değer zarar görüyor. Seni seven biri, senin kendine öncelik vermeni anlayabilmeli. Sürekli karşı tarafı taşımaya çalıştığında ise bir noktada sen çöküyorsun. Bu özellikle annelerde çok yaygın.
📌 Bu döngü nasıl kırılabilir?
Kendi ihtiyacını fark ederek. “Ben bugün gelemeyeceğim çünkü dinlenmeye ihtiyacım var” diyebilmek bir öz-değer davranışıdır. Seni seven biri bunu anlayabilmeli.
📌 “Kendini kabul etmek” ve “kendine değer vermek” kavramlarını günlük hayata taşımak için pratik önerilerin var mı?
Kesinlikle var, hem de çok basit olanlar:
- • Günlük, haftalık ya da yıllık bir check-in yap. Bana iyi gelen neler yapıyorum? Bana iyi gelmeyen neler yapıyorum? Bunlar yolunu çizmen için çok değerli veriler.
- • Kendine zaman ayır. Beş dakika bile olsa dur. Bir şarkı dinle, yürü, sevdiğin bir yemeği ye. Her gün sor: “Kendim için bugün ne yaptım?”
- • Şükret. Kitabımda da bir bölüm. Araştırmalar gösteriyor ki şükretmek mutluluğu artırıyor. “İyi ki”lere odaklandıkça, “iyi ki”lerin çoğalıyor.
- • Kendine iyi gelen bir ritüel seç.
📌 Okurlarına son olarak ne söylemek istersin?
Kendi değerinin farkında olmak bir seçimdir. Değerini dışarıya bağladığında kaybolursun; içinden aldığında güçlenirsin. Her insan zaten değerli doğar. Mesele bunu kendine hatırlamayı seçip seçmediğindir.
Michal Bardavid’in anlattıkları, kendine değer vermenin soyut bir kavram değil; her gün yapılan küçük ve büyük seçimlerle şekillenen bilinçli bir yaşam hali olduğunu hatırlatıyor. Becoming a Peacock, okuru başkalarının beklentilerinden sıyrılıp kendi iç sesine yaklaşmaya davet ederken, “Zaten değerliyim” cümlesini bir motivasyon sözü olmaktan çıkarıp içsel bir duruşa dönüştürüyor. Bu röportaj, öz-sevgi yolculuğunda durup kendi seçimlerine bakmak isteyen herkes için sakin ama güçlü bir çağrı niteliğinde. Bu içten paylaşımları ve ilham verici bakış açısı için Michal Bardavid’e gönülden teşekkür ederiz.











